Kayıtlar

Hikmet Yüklü Yolculuk!..

Resim
Hikmet Yüklü Yolculuk!.. Ahmet Aygen Değerli Dostlar! İsrâ; Peygamberimiz Hz. Muhammed (s.a.s.)in Mekkedeki Mescid-i Haramdan Kudüsteki Mescid-i Aksaya geceleyin götürülmesi olayının adıdır. Hz. Peygamber (s.a.s.)in İsrâ olayının ardından semaya yükselişi ve Allahın yüce katına kabul edilişine de Mirac denilmektedir. Peygamber Efendimizin en büyük mucizelerinden biri olan bu hadise İsrâ ve Mirac diye adlandırılan iki aşamada gerçeklemiştir. Kuran-ı Kerimde bu kutsal yolculuğun İsrâ kısmından şöyle bahsedilmektedir: Kendisine ayetlerimizden bir kısmını gösterelim diye kulunu (Muhammedi) Bir gece Mescid-i Haramdan, çevresini mübarek kıldığımız (bereketlendirdiğimiz) Mescid-i Aksâya götüren Allahın şanı yücedir. Hiç şüphesiz O, hakkıyla işitendir, hakkıyla görendir. (İsrâ, 17/1).  İslam âlimlerine göre Necm suresi 5-18. ayetleri de Mescid-i Aksâdan sonraki aşama olan Miractan bahsetmektedir. Bu ayetler-de ifade edilen hakikatleri şöyle özetleyebiliriz: Resûlullah Rabbine öylesine ...

İnsanın En Büyük Düşmanı Kimdir?

Resim
İnsanın En Büyük Düşmanı Kimdir? Ahmet Aygen Müslümanın en büyük üç düşmanı vardır: Şeytan, nefis ve kötü arkadaş. Kötü arkadaş, şeytandan ve nefisten daha zararlıdır. Bir hadis-i şerif meali: (Kişinin dini, arkadaşının dini gibidir. Kiminle dostluk ettiğinize dikkat edin!) [Hâkim] Şeytan ve nefsimiz, kötü arkadaş vasıtasıyla bizi felaketlere sürükler. Kötü arkadaştan, yılandan, aslandan kaçar gibi kaçmak lazımdır. İki hadis-i şerif meali şöyledir: (Gözleri üstümde olan, beni hep gözetleyen, iyiliğimi görünce örtbas eden, bir kötülüğümü gördüğünde ise, bunu etrafa yayan kötü dosttan sana sığınırım ya Rabbi!) [İ. Neccar] (Kötü arkadaş, demirci körüğü gibidir. Üflenince, ateş kıvılcımları seni yakmazsa da, kokusu seni rahatsız eder.) [Buhari] İyi arkadaş kimdir? Birkaç hadis-i şerif meali: (En iyi arkadaş, Allah’ı andığında yardım eden, unuttuğunda sana hatırlatandır.) [Hâkim] (En iyi arkadaş, sözleri ilminizi artıran, ameli de ahireti hatırlatandır.) [Hâkim] (İ...

Arkadaşlık!..

Arkadaşlık!... Ahmet Aygen Değerli Dostlar!.. Herkesle arkadaşlık yapmak uygun değildir. Hadis-i şerifte, "Kişinin  dini, arkadaşının dini gibidir, o halde kiminle arkadaşlık edeceğinize çok dikkat edin" buyuruldu. (Hakim) Şeytan, insana kötü arkadaşı vasıtası ile günah işletir. Akıllı, ilim sahibi, iyi ahlaklı, doğru sözlü, cömert olan, fâsık olmayan kimselerle arkadaş olmalıdır. Herkesle iyi geçinmeli, çok kimselerle dost olmaya çalışmalıdır. Şir’adaki hadis-i şeriflerde buyuruldu ki: "Çok dostunuz olsun! Çünkü Rabbiniz haya sahibidir, kerimdir. Kıyamette dostları arasından, din kardeşlerinin içinde bulunan kuluna azap etmekten haya eder." "Tanıdıklarınız çok olsun! Çünkü kıyamet günü, her biri şefaat eder." "Allah yolunda bir din kardeşi edinene, Allahü teâlâ Cennette bir derece verir." Kişi, dünya ve ahirette de sevdikleri ile beraber olur. Onun için iyilerle arkadaşlık etmeye çalışmalıdır. Allahü teâlâ çoğu zaman, bir sevgi...

Hoş Geldin Ya Şehr-i Ramazan!

Resim
Değerli dostlar! Yüce Rabbimizin, Rahmet ve mağfiret kapılarını sonuna kadar açtığı, biz kullarına sayısız lütuflarda bulunduğu mübarek bir zaman dilimine daha kavuştuk Allah'a hamd olsun!.. Yüce Allah Kur’ân-ı Kerîm’de şöyle buyurmuştur: “Ramazan ayı, insanlara yol gösterici, doğrunun ve doğruyu eğriden ayırmanın açık delilleri olarak Kur’an’ın indirildiği aydır...” (Bakara, 2/185) Bu ayet, Ramazan’ın değerini belirleyen en temel hakikati ortaya koyar: Ramazan, Kur’an ayıdır. Mümin için bu ay, vahyin rehberliğine daha sıkı sarılma, ilahî mesajı yeniden anlama ve hayatına taşıma fırsatıdır. Sevgili Peygamberimiz Muhammed (s.a.v.) de Ramazan’ın faziletini hadis-i şeriflerinde müjdelemiştir. “Ramazan ayı geldiğinde cennet kapıları açılır, cehennem kapıları kapanır ve şeytanlar zincire vurulur.” (Buhârî, Müslim) buyurarak bu ayın ilahî rahmetle kuşatıldığını haber vermiştir. Bu müjde, Ramazan’ın bir arınma ve bağışlanma mevsimi olduğunu gösterir. Bu mübarek ayı en güzel şekilde değe...

İnsanoğlu Ebediyete Aşıktır!..

Resim
İnsanoğlu Ebediyete Aşıktır!... Ahmet Aygen Oysa ki!. ‘Ya Bâki, Entel Bâki’ Büyük bir bey'in ömrüne ecel askerleri hücum etmiştir. Çok geçmemiş, parlak yanağındaki güzellik gitmiş, gün bitimi sararan güneşe dönmüş... Şehrin önde gelenleri, ecele çare olmadığını bildiklerinden, "eyvah beyimiz elden gidiyor" diye yakınıp ağlamaya başlamışlar.  Oysa her taht, saltanat bir gün bitecektir; bitmeyecek tek saltanat Allah’a aittir.  Artık son nefesinin iyice yaklaştığını anlayan bey titreyen sesiyle; "Bu şehirde benim kadar büyük birisi daha yoktu. Gör ki sonum geldi, anladım ki her şey boşmuş. Dünyanın her türlü nimetini toplayıp yığdım ve fakat meyvesinden yiyemedim. Şimdi hepsini ardımda bırakıp düşkünler gibi çıplak gideceğim" diye yakınmış. Aklı başında olan kimse; dünyayı kendisine toplar, hem yer, hem bağışlar. Hayırlı şeyler yap ki, öldükten sonra peşini bırakmasın. Çünkü kazandıkların senin değildir. Ölüm döşeğindeki insan geride bıraktıklar...

Kaç Nefes Kaldı, Ömürden Geriye?!.

Resim
Kaç Nefes Kaldı, Ömürden Geriye?!... Ahmet Aygen İ şte geldik gidiyoruz, şu güzelim dünyadan… Kalanlara da, göçenlere de selâm olsun. Gönül niyazımız budur. Bir gün bir durakta bitecek yolculuk. O yolculuk ki, bir şey getirmeden gelip, bir şey götürmeden gitmek gibi yanı başımızda.  Sadece ve sadece yaşadıklarımız güzelse, yaşayacaklarımız ondan da güzel olacak temenni ve duasıyla gidiyoruz toprağın bağrına doğru. Toprağın gecesine girmeden güne ve güneşe merhaba diyemiyor bir tohum. İnsanda toprağın gecesine girmeden ve ölmeden, mahşerin sabahına, cennetin baharına doğamaz asla. Batıyor, bitiyor diye bu hayat, boşuna dertlenme. Güzel dünyanın her şeyi, tadına doyamadığımız onca nimet burada kaldı diye yerinme. Asıllarının yanına, men balarını görmeye gidiyoruz. Bu dünya çöllerinde unutmaz bizi Yaratan, şükür o Yaşatana. Tükenmez nimetlerin ve hazinelerin sahibi olana… Her senenin son ayında ve son günlerinde geriye dönüp baktığımda, savrulur ruhum, dört bir yan...

Ramazan'la Kalabilmek!..

Resim
Ramazan'la Kalabilmek!.. Ahmet Aygen Meczup birine sorarlar: “Ramazanı da uğurluyoruz ne dersin?” “İyi ya işte, mübarek 11 aylar geliyor desene...” diye cevap verir meczup. Öyle ya, kadrini bilene her ay Ramazan, her gün Cuma, her gece ‘Kadir’dir.. İslam’ı yaşamak, insani değer ve erdemleri yaşatmak için bir daha ki Ramazanı beklemeye gerek yok. Ramazan, arınmak ve dönüşmek için o ayda olup biten bir zaman dilimi değil, belki tüm yılı kuşatması gereken start (başlangıç) zamanı olarak verilmiş olan bir aydır. Tabiri caizse bu ay bir talim/terbiye ayıydı. Şimdi artık aldığımız bu eğitim ve terbiye ile edindiğimiz güzel hasletleri hayata aktarma ve uygulama zamanı. Ramazan ayı, miskinlik yuvasına dönmüş bir yatış ayı değil; ölü toprağın baharın rahmet sularıyla birlikte dirilmesi gibi, ruhların dirildiği bir diriliş ve silkinme ayıdır. Demem o ki, mümin kullar için Ramazanlar, kandiller, ibadetler, taatler, iyilikler, faziletler bitesi değildir. Dinde bazı şiarlar ve rumuzlar vardır. ...

Mevlid Kandili Mesajı!..

Resim
Değerli Dostlar!.. Bugün, bundan 15 asır önce insanlığın kararmış vicdanlarına, bencilleşmiş ve bireyselleşmiş dünyevi anlayışa, körelmiş kalplere, hülasa insanın ve insanlığın zararına olan her türlü davranışın yaşandığı ve sorgulanamadığı bir dönemde âleme rahmet ve aydınlık ufku olarak gönderilen Peygamberimiz Hazreti Muhammed Aleyhisselamın dünyaya teşriflerini kutluyoruz. Peygamberimizin dünyaya teşrifleri Cenab-ı Hakkın büyük bir lütfu ve beşeriyet tarihinin şüphesiz en önemli vakasıdır. Nitekim Ali İmran suresi 164. Ayeti Kerimesi’nde; "Allah Müminlere büyük bir lütufta bulunmuştur. Hâlbuki onlar daha önce apaçık bir sapkınlık içindedir.” Uyarısıyla bu durum açık bir biçimde belirtilmiştir. O’nun gelişiyle birlikte ilim ve tefekkür âlemi yeniden canlanmış, cehalet karşısında insanoğlu eşitlik, merhamet, hak, sevgi gibi evrensel değerleri yükseltmiş, güçsüzler ve kimsesizler O’nun varlığı ile kendilerini güvende ve huzurlu hissetmişlerdir. Bu duygu ve düşüncelerle Mevlid Ka...

Kibirle Değil, Tevazuyla Yüksel!..

Geçmişten Günümüze İbretlik Kıssalar!.. Ahmet Aygen Değerli Dostlar!.. Bir gün bir derviş, kibir ve gurur abidesi bir kralın sarayına davet edilir. Kral ona en güzel yemekleri hazırlatmış, gösterişli bir sofra kurdurmuştur. Derviş sofraya bakar ve yemeğe dokunmadan şöyle der: “Ey hükümdar! Sofran çok zengin ama içinde kanaat yok. Kalbin çok dolu ama içinde tevazu yok.” Kral'ın kibir ve gururlu bakışlarına aldırmadan derviş şöyle devam eder;  “Sarayına değil, kalbine misafir al. Malını değil, gönlünü ikram et. Asıl zenginlik gösterişte değil, kalpteki alçakgönüllülüktedir.” Kral; derviş'in o sözünün ağırlığıyla silkinir; o günden sonra altın tabaklardan elini çekip, halkıyla aynı toprakta çalışmaya, aynı kapta ekmeğini bölüşmeye ve onların dertlerini dinlemeye başlar." Ve görür ki; gerçek sofralar, gönüllerde kurulandır. Gücün ve iktidarın insanı yüceltmediğini, asıl yüceliğin kalpteki sadelik ve tevazuda saklı olduğunu bilimek gerek, zamanın saltanatları gelip geçer; fakat...

Asıl Büyüklük, Büyüklenmemeyi Bilmektir!..

Resim
Geçmişten Günümüze İbretlik Kıssalar!.. Ahmet Aygen Değerli Dostlar!.. Bir padişah düşünün; ihtişam içinde yaşıyor ama kalbi tevazuyu arıyor. Sarayında onlarca usta, vezir, âlim var. Ama nedense bir ayakkabıcıya özel bir hürmeti vardır.   Vezirlerden biri dayanamayıp sorar; “Nedir bu ayakkabıcıda seni etkileyen?” Padişah der ki: “Her sabah onu gözlemlerim. Sarayın kapısından içeri girerken başını eğerek selam verir. Görevine başlarken ‘Ben kimim ki?’ dercesine mütevazi bir şekilde besmele ile işine koyulur. Ürettiği her ayakkabıya kendi ismini değil, "El-Gafur" adını işler. Çünkü o kendini değil, Yaratıcı’yı yüceltir. İşini en iyi yapan, gönlünü en güzel koruyan odur.” Bu, bize tevazunun sessiz ama derin bir iz bırakabileceğini gösteriyor. Bazen büyük sözler değil, küçük hareketler gönülleri fetheder. Yine Peygamber Efendimiz'de bir hadis-i şerifinde " Kim alçakgönüllü olursa, Allah onu yüceltir." (Müslim, Birr, 69) diyerek biz insanlara erdemin, tevazunun ve a...

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aynadaki Sır ve Kalbin Adaleti!..

Kaç Nefes Kaldı, Ömürden Geriye?!.

Milletin İradesi, Birliğin Zaferi!..