Milletin İradesi, Birliğin Zaferi!..
Milletlerin tarihinde öyle geceler vardır ki, üzerinden yıllar geçse de yalnızca takvim yapraklarında değil, hafızalarda ve vicdanlarda yaşamaya devam eder. Çünkü bazı hadiseler, sadece bir günün değil; ortak kaderin, ortak sorumluluğun ve ortak geleceğin de dönüm noktası hâline gelir. 15 Temmuz 2016 gecesi, aziz milletimizin böylesine ağır bir imtihanla karşı karşıya kaldığı, acının ve cesaretin aynı zaman diliminde yaşandığı unutulmaz gecelerden biri olarak tarihimizdeki yerini almıştır.
O gece yaşananlar, millet iradesine ve demokratik düzene yönelik ciddi bir saldırı olarak değerlendirilmiş; sonrasında ise bu tarih, "Millî Birlik ve Demokrasi Günü" olarak anılmaya başlanmıştır. Hangi görüşten olursa olsun, toplumların böylesi zor dönemlerden çıkaracağı en önemli ders; ortak değerler etrafında kenetlenebilmenin ve hukukun üstünlüğünü koruyabilmenin önemidir.
Yüce Rabbimiz şöyle buyurmaktadır:
"Hep birlikte Allah'ın ipine sımsıkı sarılın; ayrılığa düşmeyin." (Âl-i İmrân, 3/103)
Bu ilahî hitap, yalnızca inananlara yapılan bir çağrı değil; aynı zamanda birlik, dayanışma ve kardeşliğin toplum hayatındaki vazgeçilmez yerini hatırlatan evrensel bir ilkedir. Çünkü parçalanan gönüllerin kurduğu şehirler büyüse de huzur bulamaz; fakat aynı ideal etrafında birleşen yürekler, en zor zamanlarda bile yeniden ayağa kalkmayı başarır.
Bizler, hadiseleri sadece duygularımızla değerlendirdiğimizde eksik kalırız. Bilim, olayların sebeplerini araştırmayı; Akıl ise yaşananlardan doğru sonuçlar çıkarmayı öğretir. Tarihini okuyamayan milletler, geleceğini de sağlam temeller üzerine inşa edemez. Yaşanan her hadise; öfkenin değil, sağduyunun; ön yargının değil, hikmetli muhasebenin konusu olmalıdır.
Ne var ki bilgi, vicdanla buluşmadığında insanı hakikate ulaştırmaya yetmez. İşte bu yüzden Kur'an ve Sünnet, yalnızca ibadet hayatımızı değil; adalet anlayışımızı, kardeşlik hukukumuzu ve emanet bilincimizi de şekillendirir. İnsan, yaratılışı gereği hata yapabilir; fakat onu ayakta tutan, hakikate yönelme iradesidir.
Resûl-i Ekrem (sallallahu aleyhi ve sellem) şöyle buyurmuştur:
"Mümin, insanların elinden ve dilinden emin olduğu kimsedir." (Tirmizî, Îmân, 12)
Ne kadar kısa, fakat ne kadar derin bir ölçü... Bir toplumda insanlar birbirine güven duyuyorsa, orada huzur yeşerir. Güvenin temeli ise korku değil, Adalettir. Adalet; sadece mahkeme salonlarında aranan bir hak değil, ailede, komşulukta, eğitimde, ticarette ve devlet yönetiminde hayat bulan bir vicdan ölçüsüdür. Hakkın gözetildiği yerde kin azalır, güven artar; güven arttıkça da birlik güçlenir.
Hayat, insana bazen ağır imtihanlar yükler. Böyle zamanlarda ayakta kalmayı sağlayan güç ise Tevekküldür. Tevekkül; tedbiri elden bırakmadan Allah'a güvenebilmektir. Umutsuzluğa teslim olmadan mücadele etmek, sonucu Rabbimizin hikmetine bırakabilmektir. İşte milletleri diri tutan da çoğu zaman bu metanet ve umut iklimidir.
15 Temmuz'u hatırlamak; yalnızca geçmişte yaşanan bir geceyi anmak değildir. Aynı zamanda birlik ruhunun, ortak sorumluluk bilincinin ve hukuka bağlılığın ne kadar kıymetli olduğunu yeniden idrak etmektir. Acıları canlı tutmak için değil; benzer acıların tekrar yaşanmaması adına ders çıkarmak için hatırlamak gerekir. Çünkü tarih, ibret alınmadığında kendini farklı şekillerde yeniden hatırlatabilir.
İşte bu noktada "BASTAK" düsturunun altı temel değeri bizlere güçlü bir istikamet sunmaktadır. Bilim, gerçeği araştırmayı; Akıl, doğruyu ayırt etmeyi; Sünnet, güzel ahlakı yaşamayı; Tevekkül, zorluklar karşısında sarsılmamayı; Adalet, herkese hakkını teslim etmeyi; Kur'an ise bütün bu değerleri ilahî hikmetle anlamlandırmayı öğretir. Bu ilkeler, yalnızca bireysel hayatımızı değil; huzurlu ve güçlü bir toplumun inşasını da besleyen temel esaslardır.
Unutmamalıyız ki bir milleti güçlü kılan yalnızca ordusu, ekonomisi ya da teknolojisi değildir. Asıl güç; birbirine güvenen insanların oluşturduğu sağlam bir vicdandır. Kalpler ayrıldığında sınırlar tek başına yeterli olmaz; fakat gönüller birleştiğinde en büyük engeller bile aşılabilir. Geleceğimizi emanet edeceğimiz nesillere bırakacağımız en değerli miras da işte bu birlik ruhu, bu kardeşlik ahlakı ve bu adalet anlayışıdır.
Bugün bize düşen görev; farklılıklarımızı çatışma sebebi değil, zenginlik vesilesi olarak görebilmek; ortak değerler etrafında kenetlenebilmek; hukuku, adaleti ve insan onurunu daima koruyabilmektir. Çünkü millet olmanın gerçek anlamı, yalnızca aynı bayrak altında yaşamak değil; aynı vicdanı, aynı sorumluluğu ve aynı geleceği paylaşabilmektir.
Gönül Niyazım O'dur ki;
Allah'ım! Aziz vatanımızı her türlü fitneden, ayrılıktan ve kardeş kavgasından muhafaza eyle. Kalplerimize muhabbet, zihinlerimize hikmet, adımlarımıza istikamet nasip eyle. Bizleri bilimle güçlenen, aklıyla doğruyu arayan, Sünnet'in güzel ahlakını kuşanan, tevekkülle metanet bulan, adaletle hükmeden ve Kur'an'ın nuruyla yolunu aydınlatan kullarından eyle. Milletimize birlik, devletimize dirayet, gençlerimize yüksek ahlak ve sağlam bir gelecek lütfeyle. Bu topraklarda huzuru, güveni ve kardeşliği daim eyle. Âmin. 🤲 🇹🇷
Yorumlar
Yorum Gönder