Fani Gürültü, Ebedî Sükût!..


Fani Gürültü, Ebedî Sükût!..
Ahmet Aygen


Değerli Dostlar!..

İnsanoğlu, gürültünün gölgesinde sükûtu unuttuğundan beri yönünü kaybetmiş bir seyyah gibidir. Her sabah telaşla uyandığımız şu fani dünya, bizlere sürekli bir yerlere yetişmeyi, hep daha fazlasına sahip olmayı ve durmaksızın konuşmayı dayatıyor. Oysa ruh, kelimelerin bittiği, kalbin kendi ritmiyle baş başa kaldığı o derin sessizlikte nefes alır.

Dikkat ettiniz mi, modern zamanların en büyük trajedisi yalnız kalma korkusu değil, aslında kendi sükûtumuzla yüzleşme cesaretsizliğimizdir. Elimizdeki dijital ekranlar, sokakların bitmek bilmeyen uğultusu, zihnimize boca edilen fuzuli bilgiler... Hepsi, içimizdeki o büyük boşluğu, o asil yalnızlığı gizlemek için ördüğümüz yapay duvarlardır. 

Ne var ki, maddiyatla ve gürültüyle doyurmaya çalıştığımız her duygu, ruhumuzun ebediyet sızısını daha da derinleştirmekten başka bir işe yaramıyor. Rabbimiz bu beyhude çabayı ve dünyanın aldatıcı doğasını Kelâmullah’ta bizlere net bir şekilde haber vermektedir:

"Bilin ki, dünya hayatı ancak bir oyun, bir eğlence, bir süs, aranızda bir övünme ve daha çok mal ve evlât sahibi olma isteğinden ibarettir..." (Hadîd Suresi, 20. Ayet)

Sükût, sadece susmak demek değildir. Sükût; kalbin, yaratılış gayesini fısıldayan o gizli frekansı yakalamasıdır. İnsan ancak sustuğunda ve dünyanın geçici yalanlarından elini eteğini çektiğinde duymaya başlar: Kainatın kusursuz zikrini, zamanın parmaklarımızın arasından kayıp giden ince kumlarını ve en nihayetinde kendi acziyetini... Nitekim İki Cihan Serveri Efendimiz (s.a.v.), dilin ve kalbin bu asil duruşunu şu hikmetli sözüyle bizlere rehber kılmıştır:

"Her kim Allah'a ve ahiret gününe iman ediyorsa, ya hayır söylesin ya da sussun." (Buhârî, Edeb, 31)

Bizler bu dünyaya kalıcı kökler salmak için gelmedik; bizler bir rüyadan geçmekte olan yolcularız. Yolun sonundaki o ebedi menzile heybemizde fani dünyanın gürültüsünü değil, kalbimizin o duru, sessiz ve samimi sızısını götüreceğiz. Unutmamalıyız ki kalplerimiz, fani olanın hengamesinde değil, ancak sonsuz olanın zikrinde aradığı sığınağı bulacaktır. Kur'an-ı Kerim bu hakikati kalbimize şöyle nakşeder:

"...Bilesiniz ki, kalpler ancak Allah’ı anmakla huzur bulur." (Ra'd Suresi, 28. Ayet)

Varsın dünya kendi bildiği dilde gürlesin; bizim payımıza düşen, ruhun o asil sessizliğinde sonsuzluğun sahibine sığınmaktır. Çünkü biliriz ki; ses dünyada kalır, sükût ebediyete uzanır.

Niyazım Odur Ki;

Ya Rahman, Ya Rahîm! Ey kalplerin ve zamanın yegane sahibi olan Allah'ım!
Bizleri fani dünyanın aldatıcı gürültüsünde kaybolmaktan, dünyanın geçici süslerine aldanıp ebedi yurdumuzu unutmaktan muhafaza eyle. Kalplerimize sükûnet, zihnimize basiret, ruhumuza sonsuzluk iştiyakı lütfet. Dilimizi lüzumsuz ve faydasız kelamlardan; kalbimizi ise Senden uzaklaştıran her türlü fuzuli meşguliyetten temizle.

Bizleri dünyada bir garip yolcu gibi yaşayan, emanetini rızana uygun şekilde teslim eden ve son nefesinde Sana alnı ak, kalbi mutmain olarak kavuşan salih kullarından eyle. Heybemizi rızanla, amellerimizi ihlasla doldur.
Amin. 🤲

Yorumlar

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aynadaki Sır ve Kalbin Adaleti!..

Kaç Nefes Kaldı, Ömürden Geriye?!.

Milletin İradesi, Birliğin Zaferi!..