Gönüllerde İz Bırakmak!..


Gönüllerde İz Bırakmak!..
Ahmet Aygen


Değerli Dostlar!

İşte geldik, gidiyoruz şu yalan dünyadan... Bâkî olan yalnız Allah'tır! Heybemizde ne var? Salih ameller mi, yoksa kırdığımız gönüller mi? Kaç gönüle dokunduk, kaç gönül aldık, kaç yetimin başını okşadık? Ve en önemlisi... Kaç gönülde iz bıraktık? Asıl mesele bu! Çünkü ömür dediğin bir nefeslik mola; geriye ne saraylar kalır ne de makamlar... Geriye sadece gönüllerde bıraktığımız iz kalır.

Allah Teâlâ, Kur’an-ı Kerim’de iman edip salih amel işleyenleri şöyle müjdeler:

“İman edip salih ameller işleyenlere gelince, onlar için altlarından ırmaklar akan cennetler vardır.” (Kehf Suresi, 107. ayet)

Bu kısa yolculukta bizi feraha ulaştıracak tek sermaye, pazarlıksız sevgiler ve sarsılmaz dostluklardır. Ancak sevgi ve dostluk, sadece dilde bir kelime değil; emek isteyen, yürek isteyen bir eylemdir. Karşılığını dünyada değil, ahirette bekleyerek; sadece 'O' olduğu için bir canı sevebilmektir asıl hüner.

Aslında ömür sermayesinin hüsranla değil, bu yüce değerlerle anlam kazanacağını hatırlatan Rabbimiz bizi şu şekilde uyarır: "Ancak iman edip salih ameller işleyenler, birbirlerine hakkı tavsiye edenler ve birbirlerine sabrı tavsiye edenler başkadır." (Asr Süresi 3. Ayet)

İşte bu ilahi düsturla yoğrulan gerçek dost, herkesin çekip gittiği o puslu havada, elini korkmadan omzuna koyandır. Seni senden iyi bilen, sustuğunda bile yüreğinin feryadını duyandır. Modern zamanın çarkları arasında sevgileri ekranlardaki beğenilere, dostlukları ise çıkar ilişkilerine hapsetmiş olabiliriz; ama unutmayın ki gerçek zenginlik, bir yetimin tebessümünde yer bulmak ya da bir mazlumun duasında adının geçmesidir.

Peygamber efendimiz Hz. Muhammed Aleyhisselam şöyle buyurmuştur!

"Kişi dostunun dini üzeredir. Öyleyse her biriniz, kiminle dostluk kuracağına dikkat etsin.” (Ebu Davud, Edeb, 19, Tirmizi, Zühd, 45)

Şunu iyi bilmeliyiz ki; bu dünyadan sadece kendimiz için yaptıklarımızı ve yaşadıklarımızı değil, başkaları için vazgeçtiklerimizi yanımızda götüreceğiz. Zira gerçek zenginlik ellerimizde biriktirdiklerimizle değil, gönüllere dokunacak şekilde paylaştıklarımızla ölçülür. Geride bıraktığımız her iyilik, dünyada huzurlu bir uyku; ahirette ise önümüzü aydınlatacak bir nur olacaktır. Eğer bir gönüle girmeyi başaramamışsak, heybemiz ne kadar dolu olursa olsun aslında tamtakır demektir. Çünkü ferahlık; çok şeye sahip olmakta değil, bir gönülde saklı kalabilmektedir.

Yine bir başka hadîs-i şerîfte, Peygamber Efendimiz’in (s.a.v.) şöyle buyurmuştur!

“İnsanların en hayırlısı, insanlara faydalı olandır.” (Buhârî, Mağâzî, 35)

Unutmayalım; dünya malı dünyada kalır. Geriye sadece samimi bir dostun bıraktığı hoş bir sadâ kalır. Kaç nefesimiz kaldı bilinmez... Son nefeste bizi ayakta tutacak olan, ne kadar yük taşıdığımız değil, kimlerin yükünü hafiflettiğimizdir. Gelin; kırmayalım, dökmeyelim, gönül köprülerini yıkmayalım, bilakis yenilerini kuralım. Çünkü hayat, birinin gönlünde hayırla yer bulunca güzeldir.

Allah'ım! Bize ölümü unutanlardan değil, ölüme en güzel azıkla hazırlananlardan olmayı nasip eyle. Nefesimiz tükenip, menzilimiz sana vardığında; heybemizi boş, gönlümüzü mahzun bırakma. Bize dünyada salih ameller işleyen sadık, ahirette ise şahitlik edecek gerçek dostlarla birlikte olmayı lütfeyle.
 
Ya Rab! Sana döndüğümüzde; 'keşke'lerin mahcubiyetiyle değil, 'elhamdülillah'ın huzuruyla huzuruna varmayı, sevdiklerimizle cennetinde kucaklaşmayı bizlere nasip ve müyesser eyle. 

Amin. 🤲

Yorumlar

Yorum Gönder

Bu blogdaki popüler yayınlar

Aynadaki Sır ve Kalbin Adaleti!..

Kaç Nefes Kaldı, Ömürden Geriye?!.

Milletin İradesi, Birliğin Zaferi!..