18 Mart: Çelik Zırhın, Kandil'le Buluştuğu Gece!..
Ahmet Aygen
Değerli Dostlar!
Bu gün, takvim yaprakları yalnızca bir askeri zaferin 111. yıl dönümünü değil, aynı zamanda gökyüzünün kapılarının ardına kadar açıldığı mukaddes bir anı muştuluyor. O gün güneş, Çanakkale Boğazı’nın serin suları üzerinde yükselirken, bizler hem "Çanakkale Geçilmez" diyen çelikten bir iradeyi hem de "bin aydan daha hayırlı" olan Kadir Gecesi’nin manevi sükûnetini aynı nefeste soluyoruz. Bu eşsiz tecelli, Bedr’in aslanları ile Çanakkale’nin kınalı kuzularının aynı secdede, aynı duada ve aynı hürriyet aşkında birleştiği nadir anlardan biridir.
Vatan savunması, sadece toprak parçası için verilen bir mücadele değil; asırlarca süregelen bir "Murâbata", yani kutsal bir nöbettir. Nitekim Kur’an-ı Kerim, Âl-i İmrân Suresi'nde bizlere "Ey iman edenler! Sabredin, sebat gösterin, hazırlıklı ve uyanık olun (murâbata yapın) ve Allah’tan korkun ki kurtuluşa eresiniz." (Âl-i İmrân, 200) diye emrederken, aslında 1915’in o barut kokulu siperlerinde tetiğin başında bekleyen nefer ile 2026’nın o huzur dolu gecesinde seccadesinin başında bekleyen mümini aynı ulvi halkada birleştirir. Her iki nöbet de bir varoluş, bir şükür ve bir teslimiyet beyanıdır.
Peygamber Efendimiz’in (sav) müjdelediği; "Cehennem ateşinin dokunmayacağı o "iki gözden" biri, vatanı için uykusuz kalan bir askerin gözü, diğeri ise Allah korkusuyla ve aşkıyla yaşaran o müminin gözüdür."(Tirmizî, Fedâilü’l-Cihâd, 12)
Bu iki büyük ruhun buluşmasını en derinden hissettiren, tozlu raflar arasından günümüze ışık tutan isimsiz bir kahramanın hatırasıdır. 1915’in zorlu günlerinde, Ramazan ayının bir gecesine denk gelen siper nöbetinde askerimiz günlüğüne şöyle not düşmüştür:
"O gece, siperlerde alışılmışın dışında bir sessizlik vardı; sanki deniz bile nefesini tutmuştu. Elimizde ne sıcak bir aş ne de yakacak bir kandilimiz vardı ama kalbimizdeki iman her yeri aydınlatıyordu. Komutanımız usulca, 'Evlatlarım, bu gece melekler bile size selam duruyor' dediğinde anladım ki; biz burada sadece toprak için değil, bu semalarda yankılanan ezanların kıyamete kadar susmaması için can veriyoruz."
Yine bir başka günlükte; Bu ruhu en iyi anlatan, tozlu raflar arasında kalmış bir hatıra, Şehit Halit'in annesine yazdığı son mektupta bize miras bırakılan vatan toprağının ve geçmişe sahip çıkmanın ne kadar önemli olduğunu anlatan iki satır bile Çanakkale Zaferi'nin ruhunu ortaya koymaya yetiyor!
"Anneciğim... Burası dünyanın en güzel yerleri imiş. Yalnız bu memleketlerde düğün olmuyor. İnşallah düşman asker çıkarır da, bizi de götürürler, bir düğün yaparız, olmaz mı?"
Halit, şehadeti bir "düğün" olarak görüyor; tıpkı Kadir Gecesi'ni bir kavuşma olarak gören arifler gibi. Bu mübarek günde biz oruçlarımızı açarken, 111 yıl önce cephede tayınını bile tam yiyemeyen ama vatanını namus bilen o yiğitlerimizi rahmet ve minnetle yad ederek gönül soframıza misafir edelim.
İşte 18 Mart'ta tutacağımız oruç ve eda edeceğimiz ibadet ve dualarda, 111 yıl önce cephede son ekmeğini silah arkadaşıyla bölüşen o neferin fedakârlığına gönderilen en güzel teşekkür olacaktır.
Ramazan-ı Şerif'e veda etmenin hüznünü ve burukluğunu yaşarken, yine Mübarek Ramazan ayının son on günü içinde yer alan ümmet için "bin aydan hayırlı" olduğu Cenab-ı Allah tarafından bildirilen ve biz kullarına lütfettiği Kadir Gecesi’ni dua, ibadet ve gözyaşlarıyla kalbimizi yıkayarak idrak ettikten sonra, 18 Mart Çanakkale Zaferi'nin gururuyla ecdadımızı anacak; Bir elimizde şanlı sancak, diğer elimizde dua, bu kutlu günün ruhunu geleceğe taşıyacağız!
Sonuçta 18 Mart, bir milletin kaderinin sil baştan yazıldığı bir gündür; Kadir Gecesi ise ferdi ve toplumsal kaderimizin yeniden şekillendiği o muazzam andır. 2026’da bu iki büyük dönüm noktası birleşirken, bizlere düşen sadece geçmişi anmak değil, o şanlı mirası geleceğin aydınlığıyla harmanlamaktır. Gecesinde Kadir'in nuruyla yıkanan, gündüzünde zaferin gururunu yaşayan bir millet olarak, bir elimizde al sancak, diğer elimizde dua ile geleceğe yürüyeceğiz.
Unutmayalım ki, Çanakkale’de toprağa düşen her damla kan, bugün bizlerin hür bir şekilde secdelere varmasının en büyük vesilesidir.
Ya Rab! Kadir Gecesi’nin mukaddes karanlığıyla, 18 Mart’ın şanlı sabahını buluşturan bu eşsiz günde, bizleri Bedr’in aslanlarından Çanakkale’nin kınalı kuzularına uzanan o nurani yoldan ayırma. 111 yıl önce "Geçilmez" dediği geçitlerde can vererek bu toprakları bize vatan kılan şehitlerimizin ruhlarını, bugün semadan bizleri izleyen meleklerin selamıyla şad eyle.
Allah’ım! Kadir Gecesi’nin hürmetine kalplerimizi arındır, vatanımızı her türlü dâhili ve harici fitneden muhafaza buyur. Bizlere, şehitlerimizin emanet ettiği bu al sancağı, gölgesinde huzurla ve hürriyetle dalgalandıracak şuur ve metaneti ihsan eyle. Gecemizi affının muştusuyla, gündüzümüzü zaferin vakarıyla bereketlendir. Semalarımızdan ezanı, minarelerimizden kandili, gönüllerimizden vatan ve bayrak aşkını eksik etme.
Amin. 🤲🤲🤲 🌙 🇹🇷

Yorumlar
Yorum Gönder